RAMAZANIN DÖNÜŞTÜREN ÇAĞRISI

RAMAZANIN DÖNÜŞTÜREN ÇAĞRISI 
HATİCE FAHRUNNİSA

Bir Ramazan’ın daha yarısını geçtik. Elveda demek içimize sinmiyor bir türlü.  Önemli bir zaman dilimi idi yine. Gökyüzü de çok hareketli bu aralar. Haber veren felekler durmak bilmiyor. Elbette karşılaştığımız hadiselere nasıl tepkiler verdiğimiz konusunda onların bir suçu yok. Sıfatları okuyan, zamanı görmeye çalışan ve dengede olan erdemli davranışları sergilemek zorunda olan biziz. Bilsek de bilmesek de hepimiz farklı yaşam alanlarından etkileniyoruz.
Hem ay tutulmasının hem venüs retrosunun hem de merkür retrosunun olduğu bu ayda artık dengemizi merkezlenmiş, hayat enerjisi yüksek, kendinin efendisi olan, fiziksel enerjisini yüksek tutma motivasyonlu ve cömert olan bir eylem planı çizmemiz gerekiyor. 
Bu ay tutulması belki de geçmişle vedalaşmayı ya da vedalaşma gücünü temsil ediyor diyebilirim. Ramazan ayında yapmamız gereken en elzem konulardan biri bu. Bırakabilmek… Yine de bazı konularda karar vermek için mart ayının sonunu beklemekte fayda var. Normalde yılda dört kez tutulma olur. Bunlardan ikisi geçmişi bırakmaya ya da hesaplaşmaya yöneliktir . Artık bırakmanız gereken yükleri size gösterir Rabbimiz olaylarla. Ve sonraki tutulmalarda uzun süredir ertelediğiniz ve artık gerçekleşmesi gereken uğurlamaları yaparsanız yepyeni ve güçlü başlangıçların sizi beklediğini görebilirsiniz. İşte tam da yukarıda bahsettiğim denge halleri ve bizden istenen cesaret ile özgürlüğe taşınırız. 
Bazen sanki gerçekliğin dışına çıkmış gibi hissedersiniz. O yüzden de ay tutulmasına akıl tutulması derim. Fakat ille böyle olacak değil. Akıl yaratanın bize verdiği en önemli lutuf. O yüzden bu konuya dikkat çekmek isterim. Sıra dışı hiç beklemediğiniz, belki derin anlam taşıyan olaylarla karşılaşabilirsiniz. Eğer dengede kalırsanız, bilinçli bir farkındalıkla çarpıcı çözümler bulmanız olası. İşte bu noktada orucun ve namazın önemi tartışılmaz. İçsel dinginliğin son derece önemli olduğu bu zamanda neleri bırakacağız. Yine herkes için farklılık gösterse de genel anlamda geçmişi düşünmeyi bırakmalıyız. Kontrol çabasını, önemsiz detaylara gereksiz anlamlar yüklemeyi, sonucunu asla değiştiremeyeceğimiz, tekrar tekrar yaşadığımız kaygılarımızı bırakmamız gerek. Anlamsız korkulardan kaçmak yerine yüzleşmeyi tercih edelim. Sizden istenen sıradan beklentilere hizmet etmeyi bırakalım. Gerçeklikle yanılsamanın farkına varalım. İbadetler bu konulardaki irademizi güçlendirecektir.
Venüs retrosu da 18 ayda bir gerçekleşir. 40 güne yakın sürer. Değer duygunuzun maddi ve manevi sınanması anlamına gelir. Bir başkasının değer vermesini gözlemek aslında kendimize olan değerimizin ne kadar farkında olduğumuzun sorgusudur. Ya da sahip olduklarınızın değeri ile imtihan oluruz. Çoğu zaman bilmeyiz çünkü. Sadece kaybedince anlarız. 
Sevmeyi gerçekten biliyor musunuz? 
Yoksa prensip ve davranışlarınızla gerçek sevgiye ve merhamete ket mi vuruyorsunuz? 
Risk alıp ilerlemek ile var olan değer ve düzenle devam etmek arasında ikilemde kalacağınız bir zaman dilimindeyiz. Adaletin, aşkın, tutkunun ve güzelliğin sembolü olan venüs’ün bu retrosunda söyleyebileceğim tek şey var. Lütfen geçmişte yaşadığınız tüm ilişkilerde hissetmiş olduğunuz şeyleri bugüne taşımayın. Aklımızı kullanalım. Dersleri zor bir zaman dilimi evet . Fakat denge ile kazanacağınız ödüller paha biçilmez olacaktır. Hiçbir aşk mükemmel değildir. Kusurları kabul etme becerisini gösterildiğinde işte o gerçek sevgidir. Umarım bu kırk gün sonunda hepimiz kendine yeten, para ilişkilerinde dengeyi kuran, özdeğer ilişkisini yenileyen sâlih kimselerden oluruz. 
Geçmişe dair eksik olanı unuttuğumuz bir zaman dilimi. Duygusal boşlukları doldurma çabasıyla eski meselelerin hayatımıza geri dönmesi olarak tabir edilse de Rabbimizin “hadi bi geçmişle yüzleş, bırak, tövbe et” çağrısıdır Merkür retrosu. Hani yenilenme ayıdır ya Ramazan. Dönüştürür bizi. O saf fıtrata çağrıdır.  O zaman terk etmek için önce yüzleşmenin gereğini de unutmamamız gerek. Sadece inandık demekle bırakılıvermeyeceğiz. Yaşamımızda doğru eylemleri de görmek istiyor Rabbimiz.  
Korkacağınız bir şeyle, açlıkla, malınızı, canlarınızı ya da canımız gibi sevdiğimiz şeylerle, kazançlarımız ile , sağlığımız ve evlatlarımızla sınanacağız belki. Fakat müjde var. Bu olaylara karşı sabredenleri tepki koymayıp, olayın nasıl sonuçlanacağını bekleyenleri müjdele diyor Habibine. 
Çünkü her sınav, sabırla yoğrulmuş bir teslimiyetle, bizi hakikate ve O'na daha da yaklaştıran bir çağrıdır.
Çünkü her sınav, bizi olgunlaştıran, sabırla ve imanla yoğrulduğumuz bir dönüşüm vesilesidir.

 
 

Yazıyı Beğen :     1
Paylaş :