YÖRÜNGENİ DOSTLARIN BELİRLER
YÖRÜNGENİ DOSTLARIN BELİRLER
SERKANT DERVİŞOĞLU
İnsan dostlarını iyi seçmeli. Eğer derdinde selamete varmak ise, daha da özenle dikkat etmeli. Çünkü siz, ister istemez yakınınızdaki kişilerin boyasına boyanırsınız. Bu doğal bir süreçtir, Küçük Prens. Ne olmasını bekliyorsun ki? Güzel bir sözümüz de var: "Üzüm üzüme baka baka kararır."
Aslında farkında olmadan garip bir uyumlanma hâlimiz var. Meylin neye varsa, bu süreç daha hızlı olabilir. Toplum içinde bazı şahıslar, içlerindeki güç hangi yöndeyse ona uyumlanacak kişileri de çeker; ışığın etrafında dönen pervaneler gibi.
Unutma Küçük Prens, nasıl ışığın etrafında dönen pervaneler varsa, pisliğin etrafında dönen sinekler de var. Elbette bunun bir hikmeti vardır; orasını bilemem.
Şu var ki, sen neyin etrafında dönmek istiyorsun?
Âşıklar maşukun etrafında dönerler. Talipler ise âşıkların etrafında; meraklılar ise hikâyelerin etrafında dönerler. İnşallah bu kutlu yolculuk yukarı doğru yükselir. Elbette her yükseliş, yavaş yavaş bir şeyleri bırakarak olur.
Uzay mekiklerini düşün. En büyüğü ana yakıt deposudur. Dikkat et; onu Dünya'nın atmosferinden çıkana kadar kullanır. Sonra yakıt biter ve ana ağırlığı bırakır. Ohh, mis! Oraya kadar çıktığında hızı saatte altı bin kilometreye, yüksekliği ise yerden elli kilometreye ulaşır. Buraya kadar otuz üç jet motoruyla çıkarken, buradan sonra üç büyük ve üç küçük motorla uzaya çıkar. Yörüngeye oturunca ise Dünya'nın etrafında saatte yirmi altı bin kilometre hızla seyretmeye başlar. Bir günde Dünya'yı dört kez turlayabilir.
Demek ki neymiş? Ağırlığı atınca ve yörüngeye oturunca, sen motorsuz bir şekilde bile günde Dünya'yı dört kez turlayabiliyorsun.
İyi bir ekiple, derdin yörüngeye; yani itidale veya marifet zevkine ulaşmak istersen, seni oraya çıkaracak dostlarla yahut sana feyiz verecek, önünü açacak kişilerle olursan yolun şaşmaz.
Sana her yer gül bahçesi, her yer Beytullah olur.
Öbür türlü edepsizlerin fenalığı sadece kendilerine değil, etrafına da ateş verir. Bulunduğun yer nar bahçesi hâline gelir; bahçıvanı da zebaniler olur.
Dedikodu, kin, haset ve olumsuz düşünce... Her şeyin arkasında kendine ve etrafına yapılan bir fenalık arayan kişinin içinde sürekli bir felaket senaryosu eksik kalmaz. Aksini beklemek de ahmaklara mahsus bir düşünceden ibaret değil mi, şekerim?
Açıkça söyleyeyim; dinlemek bile istemiyorum. İçim şişiyor. "O böyle yapmış, bu böyle söylemiş, başımıza şu gelebilir..." Gelen gelmiş zaten. Olanı yaşayalım. Yarın da başka bir şey söyleriz; onu da o gün düşünürüz. Güzel düşünelim, güzel davranalım, güzellik bulalım.
"Sürekli nazara geldik, hep beni buluyor." Yahu sen kimsin ki? Koca evrende milletin işi gücü mü yok?
Şimdi yukarıya döneceğim. Etrafındaki insanlar, görüştüklerin; hâliyle zihnin önce somut varlıkları aradı. Dersin ki: "Benim arkadaşlarım öyle değil, ailemde de yok. Belki fazla kimseyle de görüşmüyorum."
Tamam, haklısın. Ama neler izliyorsun? Nerelere bakıyorsun? Neleri okuyorsun? Nereleri merak ediyorsun? Neler düşünüyorsun? Kendini nasıl avutuyor ve motive ediyorsun? Ya da melankoliye kendini hangi duygu ve düşüncelerle teslim ediyorsun? Bana kalırsa bunlar da görüştüğün kişilerdir.
Bunları gözden geçirip gerçekle hayal dünyasını ayırt edebilir, belki de hâl üzere yaşayan insanları yahut eserleri kendine rehber edinirsen sen de bir uyanışa geçebilirsin. Mutlaka geçersin de. Allah dostlarıyla beraber olmanın ve dürüst insanlarla bir arada bulunmanın insana neler katabileceğini kanıtlamama gerek yok sanırım. Kılavuzu karga olanın burnu nasıl pislikten çıkmazsa, kılavuzu Zümrüdüanka olanın da gönlü gül bahçesinden çıkmaz.
Âşıklara sohbet arkadaşı olan kişi Tanrı sırlarına mahrem olur. Aşk, niteliksiz olan Zât-ı Hakk'ın nurudur. Âşık da, maşuk da o nurdan müştaktır. Maşuğun perdesinden naz eder, âşığın perdesinden niyaz eder. Maşuğun yüzünden cemal arz eder, âşığın tavrından sevgi ve sevdalar gösterir. Âşık, maşuktan ayrı değildir. Maşuğa, âşık fedadır.
**İbrahim Şahidi**










Yorumlar