TAKDİR, TAKDİS VE TAHKİR BİLİNCİ
TAKDİR, TAKDİS VE TAHKİR BİLİNCİ
UĞUR CANBOLAT
AHLÂK-I HASENE erleri, takdir, takdis ve tahkir bilincine ulaşmış kişiler arasından çıkarlar. Bu üç önemli kavramın yerli yerine oturması ve bunun gereğini ifa etmek onlar için ehem mühim meselesidir. Dini yaşayış dahil olmak üzere günlük hayatın her karesini ilgilendiren ve belirleyen bu kavramların tersyüz olması kişinin kolay çıkamayacağı bir kaosun içine düşmesi demektir.
Sahih bir vahiy öğrencisi olmaya çalışan güzel ahlak yolcuları kavramları yerli yerine oturtma konusunda çok hassas davranırlar. Zira burada meydana gelen bir karışma pek çok düşüncenin tıkanması, sosyal hayatın alabora olması ve dini yaşamda zemininin kayması anlamına gelir. Suyu baştan tutmak ve yanlışa fırsat vermemek basiretli olmanın bir gereği olarak değerlendirilir.
Güzel ahlak üzere yaşamayı seçenler takdir cimriliği yapmazlar. Takdir etme özelliğini kazanmanın insani ilişkiler açısından ne kadar kıymetli olduğunun şuurundadırlar. Motivasyon sağlayıp özgüveni pekiştirdiğini bilirler. Mutluluğa yardımcı bir unsur olduğunun farkındadırlar. Muhatabın empati yeteneğini aktif edeceğini hesaba katarlar. Kişisel üretimlerinde yeni kapılar aralayacağını düşünürler. Sağduyuyu yayması sebebiyle evvela takdir edilenin sonra çevresinin iyi hissedeceğini dikkate alırlar. Ki, buna sosyal barış yani esenlik üzere yaşamak denir ki, dinimiz İslamiyet’in bir anlamı da budur. Selamı yaymanın, herkese esenlik dilemenin, hayatta kendisine biçtiği rolün gereğini yerine getirmesini dilemenin ortak yaşamda yardımlaşmayı tesis edeceğini basiret gözüyle görüp müşahede ederler. Ayrıca takdir etmenin kişiler arası sadakati tesis edeceği de herkesin malumudur.
İnsani ilişkiler açısından önemli bir yere sahip olmasının yanı sıra çoğu zaman göz ardı ediliyor olsa da takdir etmenin toplumsal ve bireysel açıdan da rolü büyüktür. Samimi olarak yapılan bir takdir, kişinin özgüvenini artırır ve karşılıklı saygınlığı güçlendirir. Motivasyonu çoğaltır ve kişinin çevresine karşı pozitif yaşam ortamı oluşturmasını sağlar.
Yüksek erdem sahipleri takdir etmeyi yaygınlaştırıp kişisel bencillik balonlarını sürekli patlatarak kendilerini kibirden korurlar. Yalnız, takdir etme eylemi sahici olmalıdır. Yalanla sahihliği zedelenmemelidir. Kişiliklerinden ziyade muhatabın iyi niyeti, güzel projeleri, samimi gayreti, zorluklar karşısında kuşandığı sabrı ve özverisi öne çıkarılarak yapılır. Nefsi cilalanarak muhatap kibre yöneltilmez. Pedagojik tutum içinde olunur. Yani burada da hayatın tüm alanında olduğu gibi denge gözetilir.
Güzel ahlak yolcuları Hakkın rızasını esas aldıklarından takdirleri sebebiyle takdir beklemezler. Ödül avcılığına tenezzül etmezler. “Kazan kazan” şeklindeki dünyevi beklentilerle hareket etmezler.
Ahlâk-ı hasene erleri takdis konusunda da azami hassasiyet gösterirler. Takdir duygularını ifade ederken takdise yönelmezler. Bunun beşer için haddi aşmak olduğuna kanidirler. Takdis etmek kutsamak demektir. Kutsallık nispet etmenin Allah’a mahsus olması gereken övgüyü, takdir çerçevesini aşıp kişiye yöneltmenin kulluk çizgisini ihlal etmek anlamına geleceğinden burada dururlar. Ayrıca bunun kutsallık atfedilen kişiye de zulüm olacağının idrakindedirler. Zira muhatabın bu takdisi kabul etmesine sebep olmanın ağır kusuruna artıklık olmak istemezler.
Kuddusiyet temiz olmaktır. Paklıktır. Günahtan, eksiklikten ve kusurdan ari bulunmaktır. Bu ise sadece yaratıcı için söz konusudur. Beşer için yapıldığında tehlikelidir. Ona olağanüstü güçler ve yetkiler yüklemektir. Aziz saymaktır. Oysa insan ne kadar muttaki olursa olsun bütünüyle kusurdan arınmış değildir.
Erdemler konusunda kendisini kâfi derecede donatmayanlar genellikle takdiri abartırlar, yetinmeyip takdise yönelirler. Eğer bunu yapmıyorlarsa tahkire tevessül ederler. Hor ve hakir görürler. Husumete maruz bırakırlar. Haysiyete dokunurlar. Ferdiyetini zedeleyip küçük düşürücü eylemlere yönelirler. Aşağılarlar ki, bu kendilerinin yüksekte olduğu imasını barındırır. Saygısızlığın haddini aşmasıdır.
Ey hakikat yolunun takdir, takdis ve tahkir farkındalığına erişmiş yolcusu!
Zihnini uyanık tut. Ferasete kendini kapatma. Takdir, takdis ve tahkir bilincini aşındırma.
Eğer sen de güzel ahlak yolcuları gibi istikameti esas almak istiyorsan bu kavramlara yoğunlaş. Takdir etme yetini geliştir ama sınırında muhafaza et. Takdir etmenin eleştiri hakkını da baki tuttuğunu unutma. Takdis edilenin eleştirilemeyeceğinin bilgisiyle tahkirin de eleştiri sınırlarını aştığını hatırından çıkarma. Bu üç kavramın dengesini bularak itidalin kıvamında yaşa. Kimseyi eleştirilemez bir konuma yerleştirme ama eleştirini de tahkir etme seviyesine taşıma.
Ne takdis eden ol ne de tahkir eden… Ama her daim takdir edenlerin safında yer al. Eleştirmenin elden geçirmek demek olduğunu kavra ve sınırlarını muhafaza ederek gerektiğinde yapmaktan kaçınma.
Bunları kendin için de geçerli kıl. Ailen ve dostların başta olmak üzere yapıcı eleştiriyi de içinde barındıran takdirden geri kalma. Ama ne eşini ne çocuklarını ne de kendilerinden bilgi edindiğin, ehemmiyetli gördüğün âlim ve arifleri hürmet sınırlarını aşarak takdise yönelip Allah’ın hakkını onlara verme.
Ya takdis ya tahkir ikilemine canını kurban etme. Takdis ve tahkirin biri ifrat ise diğeri tefrittir. Sen itidali olan takdiri tercih et. Ki, güzel ahlaklı olmanın gereğini yerine getirmiş olasın.










Yorumlar