HUZUR        
SERKANT DERVİŞOĞLU 

Herkes için huzur eminim başka bir şey ifade ediyordur. Kimileri için Ege’de bir yaşamdır huzur, kimisi için yalnız kalmak.  Kimisi için finansal özgürlük, kimisi için sağlıklı olmak. Kimisi için sevdikleriyle beraber yaşamaktır. Misalleri çoğaltabiliriz. Herkes kendisi düşünmeli “huzur benim için ne ifade ediyor” diye. 
Uzun süredir üzerinde durduğum bir şeydi bu huzur meselesi. Dünyevi olarak düşünürsek, duruma göre değişen bir şey aslında. 
Bugün burnumu yaptırdım huzura geldim! Birkaç ay sonrada yüzümü gerdirdim mi ohhhh yine rahatladım, huzura gelebilirim! Biraz kafa yorunca bu huzurun kısa bir zaman sürdüğü görülüyor gibi sanki değil mi küçük prenses.
Yahut huzurluymuşum havası yaratanlarda ayrı bir psikolojik durum bu. Tacettin ağabeyin teknesine bindik çok huzurluyduk gibi spesifik değil. 
Asıl söylemeyi unuttum bir gün meditasyon yapan birine denk geldim tepede. Meğer yakını telefonda biriyle görüşüyormuş. Bu meditasyon yapan küçük prensesin kulağı iç sesinde olacağına telefondakindeymiş. Telefon görüşmesi bitince paldır küldür namazını bozan cami cemaati gibi adamcağıza saldırdı. “Sen ona niye öyle dedin” derken hepimiz şok içinde kalmıştık. Dışarıdan mekana bakınca denize karşı bir tepenin üzerinde gösteriş yaparcasına, kafedekilere kulak asmadan yapılan meditatif hal gitti ve yüzündeki Hazreti Meryem   maskesi düşüp bir anda vahşinin karısı Hind gibi çıkmaz mı ? Garibimin ciğerini söküp yediğine şahit olunca valla pes doğrusu dedim. Demek ki huzur öyle taklidi olmuyormuş. 
İsmail Ankaravi’nin Minhacü-l Fukara adlı eserinde bir fasılında mertebeleri ve halleri anlatırken bir şeyin aslı olduğu gibi taklidi de olduğunu söyler. Açıkçası aklım almamıştı bir melametin nasıl taklidi olur veya diğer hallerin, bir derviş bunu nasıl yapar diye. Bende ne kadar toz pembe bakıyormuşum onu anlıyorum. 
Haliyle huzurlu taklidi yapanlarda cabası, onu diyeceğim. Özellikle metafizik ve mistik ortamlarda bunlar çok var. Nasıl bir hallenme yaşıyorlarsa artık probiyotik hap gibi midir nedir anlamadım küçük prens.
Bilemiyorum ama bu son dönemlerde bir huzursuzluk hali peydah oldu. İç huzuru bozacak bu durumun tarif edemediğimiz ve beklenmedik olaylar silsilesi,  insanın hakikaten bu süreci huzursuz geçirmesine sebep oluyor. Kişi hem içsel hem dışsal bir git gel yaşadığı, kontrol etmekte zorlandığı bir öfke ve kine çevirecek durumlar karşısında Yaratana sığınmaktan başka çaresi kalmadığı nevrotik bir dönem gibi. Allah affetsin ters bir şey söyleyip kırmamak için insanlardan uzak durmaya çalışmak da ayrı bir yordu. 
Bu durumu neden yaşıyoruz tam net bilemiyorum ama bizim bir şeyleri düşünmemize vesile kıldığı çok kesin. Özellikle artık alma ve verme dengesinde ki bozukluklarımızın kesinlikle düzenlenmesi gerektiği kanaatindeyim.
Bunu söylerken şartlı sevgiden kaynaklanan bir durumdan bahsetmiyorum. Verdiğiniz ilginin tamamen suistimal edilmesinden ve değersizleştirilmesinden bahsediyorum. Bu bir virüs gibi huzurumuzu ve ağzınızın tadını kaçırmasına sebep olan bir vaka haline geliyor. 
Alma verme dengesinde menfaatlarinizin doğrultusunda yazmıyorum.  Eminim herkese iyi gelecek bir konu olduğu için girdim bu meseleye. Şunu anladım ki insanlar sevilmeyi bilmiyorlar. Onlarla empati yapılmasına alışkın değiller. Ve kendilerinden herhangi beklenti olmadığı şeklinde bir davranışta ne yapacaklarını bilemiyorlar ve üzülerek söylüyorum tepenize çıkıyorlar. Demek ki arif olmak için kime ne kadar gerekiyorsa o kadar davranmak gerekiyormuş. Hak olan bu çünkü. Onun içinde kendinizi iyi tanımanız lazım.
Huzurlu olmak istiyorsan ciddi emek vermelisin. Kendini iyi tanımalısın ve sistemin nasıl çalıştığına olabildiğince iyi kavrayabilmelisin.  Nerde nasıl davranman gerektiğine iyi anlaman gerekiyor. Sabır ve tahammül etmelisin ki vakit gelince Hak olan neyse adâletli bir şekilde yaparak yoluna bakmalısın küçük prens.
“Huzura varmak için bende takat yok demek, büyüklerle iş görmek zor değildir gam yeme.” Hz Mevlana
*Resim: The Sweet Siesta Of A Summer Day (1891) John William Godward (English, 1861–1922)


 

Yazıyı Beğen :     0
Paylaş :