SİNSİ YANGIN VE İÇİMİZDEKİ KAVGA
SİNSİ YANGIN VE İÇİMİZDEKİ KAVGA
HATİCE FAHRUNNİSA
Dürüst olalım. Bugün hem toplumsal hem bireysel olarak yaşadığımız tüm sorunların sebebi çoğu zaman sadece ekonomik değil, sadece siyasi değil, sadece teknolojik de değil. Bugünün en büyük meselesi köklü ahlaki çürüme. Bu çürümenin iki ana taşıyıcısı var bana göre: fitne ve fücur.
İnanın bunlar sadece birer kavram değil içimize sızmış bir virüs gibi kalbimizi kemiren, aklımızı bulandıran, kardeşi kardeşe düşüren, toplumu lime lime edip parçalayan güçler. Bunları ciddiyetle konuşmamız gerek. Tanımlarını kendi üzerimizde yapmamız ve karşılığını kalbimizde bulmamız gerek.
Fitne için basitçe karmaşa deyip geçemeyiz. Kuran’da onlarca ayette imtihan olarak geçiyor. İnsanı yoldan çıkaran, hakla batılı karıştıran anlamında kullanıyor Rabbimiz. Yani tam bir beladır fitne.
Adam öldürmekten daha beter bir bela.
Birini değil herkesi vuran, fiziki olmayan kalpte olan bir bela.
Bugün sosyal medyada yayılan bir iftira, camide dedikodu yapan bir ağız, sahneden bir sanatçı şöyle dedi diye ortaya atılan bir algı, kardeşin kardeşe kuşkuyla bakmasını sağlayan bir bakış…
Hepsi fitne. Artık tanımını yapmamız gerek çünkü susarak ya da görmezden gelerek temiz kalınmıyor.
“Biz ne yaptık ki, ben ne dedim ki” diye geçiştirilecek öylesine konular değil bunlar.
Tarihte görmedik mi? Cemal’de, Sıffin’de görmedik mi? Sahabeler birbirine silah çekti. Neden?
İfk hadisesinde okumadık mı? Bireysel ve toplumsal etkileri oldukça büyüktü oysa.
Fitne ateşi bir kez tutuştu mu ne iman bırakır ne ahlak. Ve ne yazık ki bugün de aynı ateş başka biçimlerde yakılıyor.
Çünkü nefs kendini özgür zannediyor. Fakat özgürlük serbest kalıp istediğini yapabilme arzusu değildir. Nefsin, aklın, vicdanın, ahlakın sınırlarının yok olmasına fücur denir. Fücur büyürse de yalan olur, iftira olur, adaletsizlik olur, arsızlık olur, haramı mübah görmek olur. Gözünü bile kırpmadan kul hakkı yemek olur.
Bugün bu noktada olmadığımızı söylemeyi ne çok isterdim. Haramla beslenir, yüzünde en ufak bir pişmanlığın emaresi yoktur. Pişmanlık göremezsin. Kibirle dolaşır. Hakkı konuşanlara “softa” deyip geçiverir. Fücur bu işte.
Bir milletin ordusu zayıf olsa da kurtulur. Ekonomisi çöker, toparlanır. Ama ahlak çökerse o milleti kimse, hiçbir şey ayağa kaldırmaz.
İnsanlığını kaybetmenin diğer adıdır fücur.
İşte bu iki bela her şeyi bozar. Aileyi bozar, dostlukları bozar, iş ahlakını bozar, dini bozar. Kısacası yaşam biçimimizi bozar.
Fitne karıştırır, fücur çürütür.
Çevremize biraz bakalım. Herkesin derdi haklı görünmek. Haklı olmak değil. Hakla olmak değil. Herkes konuşuyor ama kimse dinlemiyor. Herkes gösteriyor ama kimse hissetmiyor. Bu kadar vicdansızlığın, yalanın, bu kadar arsızlığın adı nedir peki? Fücur…
Bu kadar bölünmenin, bu kadar düşmanlaşmanın ve düşmanlaştırmanın, bu kadar kin ile konuşmanın adı nedir? Fitnenin en koyu hali…
Yapılacak şey belli. Önce nefislerin hizaya gelmesi gerek. Önce herkes kendi içindeki fücura bakacak. Kimse kendini masum sanıp aklamasın. Herkesin içinde bir karanlık taraf var. Tedavi edilmezse insanı hayvandan daha da aşağı hale getiren bir taraf bu.
Fitneye karşı susmayacağız elbette ama hikmetli konuşacağız. Hikmet ile davranacağız. Yangına benzin döken değil, su taşıyan olmalıyız. Her duyduğumuza hemen inanmayacağız. Her gördüğümüzü fütursuzca yaymayacağız. Her kışkırtmaya önünü ardını hesap etmeden kapılmayacağız.
Ve en önemlisi Allah’ın ipine sahih bir niyetle sımsıkı sarılacağız. Kur’an’ı okuyacağız ama anlamaya ve yaşamaya çalışarak. Sünneti uygulayacağız ama gösterişten uzak bir ihlasla.
Takvayı seçeceğiz, başka çıkışımız yok.
Tüm bu anlattıklarıma sessiz kalmakta bir tercihtir. Lakin fitne büyürken susan, fücur yayılırken başını çeviren herkes o suça ortaktır.
Vicdanımızı uyandıralım. Aklımızı çalıştıralım. Kalbimizi temiz tutalım. Çünkü kavgalar önce kendi içimizde başlar. Temiz kalırsak toplumda temizlenir. Ama kirlerimizden arınamazsak hiçbir sistem, hiçbir lider, hiçbir kanun bizi kurtaramaz.
Yorumlar