GİRİŞ

Kendilik Bilinci

Gözlem / İlim / Şahitlik

Serkant Dervişoğlu Yazıları

ÇİĞ BADEM

Bir insan, hepimize söylüyorum, çölde yürürken; o boşlukta, o hiçlikte, kum ve güneşin olduğu bir yerde yürürken nasıl oluyor da koca bir şehri zincire takıp çekmeye çalışıyor?

HEDEF ŞAŞIRTMA

Anlamıyorum diye anlamazsın. Her olayı bu kadar kişisel algılarsan hadiseleri de şahsına yapılmış saldırı gibi algılarsın. Sonra üzüm yiyecekken ne ara bağcının tepesine çıkıp kafasını ezip, “Bundan niye şarap olmuyor?” diyoruz.

YAĞMURLU BİR SABAH

Sen, Allah'ın nazargâhı olan; temiz, nurdan ve nur üstüne nur olan insan-ı kâmilin "esas akıl" dediği yeri, inşirah suyuyla yıkayıp onun sevgisi, muhabbeti ve nuru ile doldurursan; geriye bunları düşünecek bir zerre bile kalmaz. Kalmadığı gibi sen bile kalmazsın.

KAFALAR PATETES

Mest-i cânân olmuşlar, bülbül gibi şakıyorlar. Derdiyle, gamıyla yanan gönülleri divane olmuş. Mutlu, kutlu, şerefli; etrafı aydınlatan birer ulu şahsiyete dönüşmüşler. Ondan gayrı bir düşünce mümkün değil. Onları kodlayacak tek şey Cenab-ı Hak.

YOL- OL- O

İnsanın kutlu yolculuğu, dağlardan gelen sular gibi nasibiyle buluşana kadar; türlü yerlerden, zorluklardan ve kolaylıklardan, neşelerden ve ıstıraplardan geçerek ilerler.

HERKESİN KABI VAR, AMA MENÜ SÜRPRİZ

Her şeyden ve her yerden, dilediği yerden ve dilediği vasıtayla tecelli eder. Buna mukabil işiten ve okuyan bireyler farklı şekillerde idrak ederler. Herkes, Allah’ın elindeki vasıtalarla hem büyük bir şükran içinde olur hem de kibirlenmekten korunur. Bu, muhteşem bir hâl; küçük prens.

İNEKTEN KURTULDUK, NEFİSTEN KURTULAMADIK

Zor gerçekten; insanlar neler çekmiş. “Bunlar cahil” diyorsun… Peki şimdi çok mu farklı? Açıkça olmasa da sayısız tanrı var artık. O kadar şeye tapılıyor ki eskiler masum kalır. Onlar ne biliyorsa onunla yaşadı.

NİDA GELENE KADAR

Belli aralıklarla gittiğim bu yerde; aç, susuz, adeta oruçlu bir şekilde, maddî ve manevî bir arınma ve uzletten sonra gelen bu hâl neydi, bana ne diyordu?

DALGALAR HALİNDE HAYRET

Derdi olanlara sevinmeleri çok şükür; Rabbiyle beraber olacak olmanın sevinci… İlla derdi olacak diye değil elbette. Derdi nasıl anladığımız da tartışılır. Kenan Rufai’nin dediği gibi: “Dert isterim, sanma ki dert ararım ben.”

UNUTULMUŞ DEFTER

Sizin en çok muhabbet duyduğunuz, kutsiyet atfettiğiniz esere salih niyetle, yol gösterici olarak açılan sayfa; ayet ya da beyit, temiz bir kalbe cevap verir. Çok defa denenmiş ve muazzam cevaplar alınmıştır. Alınmaya da devam ediyor, çok şükür.

KÖLE TACİRLERİ

Dünya liderlerine bakın. Biraz üzerlerine gidildiğinde, mevcut durumun değişmesini ve kendi kurdukları sistemin bozulmasını istemedikleri için, bunu hissettirdiğinizde hep bir korku ve tehlike algısı yaratırlar ki kendileri orada hep dursun diye

KÜMESTE KARTAL OLMA HÂLİ

Kartal hazretleri de sonuçta Tanrı olmadığına göre onun da hayatı istediği gibi, mükemmel gitmez. O da çuvallar; olur o kadar. Ben de kartal olsam “şartlar yaver gitmedi” derim. Ne diyeceksin; “formdan düştüm” diyecek hâlim yok ya.

BEN MERKEZLİ TEVHİT DIŞI FON

İnsan, yaptıklarının bir karşılığı olsun ister. Görmek, görülmek, işitilmek, fark edilmek; mükâfatlandırılmak, onore edilmek… Varlığı kanıtlansın ister. Ve bunun üzerinden bir “emeklilik ikramiyesiyle” güzel bir yer satın alıp ömür boyu orada yaşamak hayali, her canlının arzusudur.

İKİ CENNET ARASINDA İNSAN

Madem ölüm aylarına girdik, birinin ölmesini bekleyeceğine seni engelleyen hırslarından, duygularından başlasana. Kendi Azrail’in olsana. Tek tek yakala, kes başını küçük prens.