DALGALAR HALİNDE HAYRET
DALGALAR HALİNDE HAYRET
SERKANT DERVİŞOĞLU
Ahhh dünya… Hakikaten hem güzel, şerefli, büyük bir lütuf; hem de kafa karıştırıcı, oyalayıcı, içine çeken bir yer. Hem yükselten hem de aşağı çeken bir yer. “Derdi dünya olanın, dünya kadar derdi olur.” derdi bir tanıdığım. Kaderin cilvesi olacak ki bir aşağı bir yukarı gidiyoruz. Çok şükür, lütfu unutmaya başlayınca bir yıkım yaşanıyor ve sistem altüst oluyor; “Ne oldu şimdi ya?” der gibi.
Sanırım bu dünyada, kendini kandırmadan hakikati gözetenlerin daha huzurlu yürüdüğü aşikâr. Âşıklar için her an vuslat yeri, her an Hak’la olma yeri… Nasıl başarıyorlar, değil mi? Gözyaşları bile O’ndan ayrı kaldım düşüncesinden ve beraberliklerinden gelen yakınlaşmanın neticesi.
Derdi olanlara sevinmeleri çok şükür; Rabbiyle beraber olacak olmanın sevinci… İlla derdi olacak diye değil elbette. Derdi nasıl anladığımız da tartışılır. Kenan Rufai’nin dediği gibi: “Dert isterim, sanma ki dert ararım ben.”
Her kahrı lütfa çevirme potansiyelleri olağanüstü değil mi, Küçük Prens?
Ramazan ayı devam ediyor, hamdolsun. İlk on gün geride kaldı. İkinci evreye geçiyoruz. Bilincimiz, mutlak olanı anlamada daha ileri bir seviyeye geliyor. Kur’an bu ayda bizlere hidayet ve açıklayıcı olarak indi. Kur’an “toplamak” demektir. Dolayısıyla seni ve Hakk’ı birleştirip toplamıştır. Bunun en güzel tezahürü oruç tutmaktır.
Kişi artık “Oruç bana aittir.” diyen Rabbine karşı ibadetini yerine getirir. Burada kul, Allah’ın ahlakına ait meseleyi idrak için bir hâl edinir. Çünkü Allah, İhlâs Suresi’nde bildirildiği gibi yemekten, içmekten ve cinsel ilişkiden münezzehtir; bunlar bize ait hâllerdir. O, her şeyden münezzehtir.
Allah razı olsun Hatice hocamdan; oruçla ilgili kendisine sorduğumda “Es-Samed ismine bak.” demişti, daha da bir şey demedi. “Peki.” dedim, bakayım… Daha tam bitiremedim gerçi ama başka bir gözle bakmama vesile oldu desem yeridir.
Geçenlerde dile getireyim dedim meseleyi ama nasip değilmiş; aklıma bile gelmedi. Vardır bir hayır. Es-Samed, hiçbir şeye muhtaç olmamak demektir. Kul, oruçlu olduğu zaman diliminde uzak durduğu ve ihtiyacı olmadığı bu vakitte —normal şartlarda yaşaması zorlaşsa da— aksine sıhhat ve güç bulması, dimağın açılması; Es-Samed isminin kişide tecellisinin apaçık işaretidir. Kişi, Allah’ın “Oruç bana aittir.” buyruğunu idrak etmeye başlar.
Allah aşkına, böyle bir idrakin ve hâlin yeme içmeyle ne alakası var, değil mi? Şu muazzam hadiseyi “Ne yer, ne içeriz?” veya “Neler bozar?” gibi sorularla meşgul etmek, ne kadar gaflet düşkünü olduğumuzu gösteriyor. Allah aşkına, ne yersen ye… Cehl-i mürekkep dedikleri hadise gitgide büyüyor.
Oruç ki Allah’ın ahlakıyla ahlaklanmak için bulunmaz nimet; eğer bu düşünceyle tutulmaya çalışılıyorsa… Cenab-ı Hak, Ramazan ayını kuluyla Kendisi arasında ikiye ayırır. Oruçlu olunan vakit kendisine yasakların kalktığı an kula aittir; çünkü kul, Allah’a muhtaç olduğu bilincine varsın diyedir.
Ey Âdemoğlu! Bu kutsal ay, birçok yönden dikkat etmek ve fırsatları kaçırmamak için bulunmaz nimettir. İhlâs Suresi’ni en iyi idrak edeceğin aydır. O anlam sende vücut bulmaya başlar. Böyle bir hâlde olan biri varlığını nasıl tehdit altında hissedebilir? Es-Samed isminin tecellisi seni sarmaya başladığında göreceğin şey sana ait değildir ki:
“Onları siz öldürmediniz, fakat Allah öldürdü onları. Attığın zaman da (Habîbim) sen atmadın; ancak Allah attı.” (Enfâl Suresi, 17. Ayet)
İnşallah bu şuura ereriz, mide fesadı geçirmeden bu Ramazan ayında. Umarım bunu zevk edinen, ömrümüze yayılan ve gittikçe büyüyen dalgalar hâlinde hayretimiz artar.
Oruç ayı geldi. Hepinize kutlu olsun. Ey oruca yol arkadaşı olan, dost olan kişi! Yolun uğurlu olsun, hoş olsun.
Ben ayı görmek için dama çıkmıştım. Çünkü candan, gönülden orucu özlemiştim, onu hasretle bekliyordum.
Aya bakayım derken başımdan küI6hım düştü. Mübarek oruç padişahı benim aklımı başımdan aldı. Beni mest etti.
Ey Müslümanlar! Ona gönül verdiğimden beri ben zaten mest olmuşum. Aklım başımda değil. Ah, orucun ne de hoş bahtı varmış, ne de güzel devleti varmış, hali varmış.
Bu oruç ayında gizlenmiş eşsiz bir ay var. Hem de Türk gibi oruç çadırında gizlenmiş.
Bu mübarek ayda, oruç harman yerine sıkıntısız, neşeli gelen kişi, o güzeller güzeli aya yol bulur.
Sıhhatli, atlasa benzeyen yüzünü kim sarartırsa, o orucun ipekli elbisesini giyer.
Bu ayda dualar kabul olur. Oruçlunun ahı gökleri deler, geçer.
Oruç kuyusunda sabr eden kişi, Yusuf gibi aşk Mısır'ında sultan olur.
Ey sahura kalkan, sahur yemeği yiyen kişi! Az konuş, hatta sus! Sus da orucu anlayanlar, oruçtan söz etsinler.
Gel ey Şemseddin, ey Tebriz şehrinin avunduğu büyük insan! Oruç askerinin baş kumandanı sensin.
Divan-Şems cilt 3 - 1119











Yorumlar