Bazıları için sessiz bir ortam dayanılmaz, can sıkıcı, hatta hayattan kopuşun; neşesinin ve anlamının yok olduğu bir his yaratabilir. Bunun saçma bir savunma olduğu, tartışmaya kapalı bir konu; bunu söylemeye gerek bile olmadığını düşünüyorum.
Bazen tuhaf insanların arasında kalınca böyle olursunuz; zihinsel bir satranç tahtasında karşınızdakilerle gizli bir savaş içinde bulursunuz kendinizi. Başınıza sık gelmiştir ya da fark etmemişsinizdir. Olabildiğince kendimi rahat bırakmaya ve kendim olmaya çalışarak, metin olmanın hürlüğünü her bir nefes alışımda hissetmeye çalıştım. Bir nevi savaş meydanında soğukkanlı kalmaya çalışmak gibi...
Nasıl söylenir bilemiyorum ama direkt söyleyeceğim. Şu içinizdekileri bir salın artık. Tamamen içsel rahatlama olsun diye yazıyorum, ben de ne yapayım, burada içimdekileri salabiliyorum. İnanın, yazarak çok rahatlayabilirsiniz. İnşallah. Tabi her zaman işe yaramayabilir, ama en azından ortalığa dökülür, bir yüzleşme olur.
Gelelim bize ve bizim ne yaptığımıza... Gerçekten durduğun yerden daha ne kadar sızlanıp duracaksın? Hakikaten bir Mesih'in gelip seni kurtaracağına inanıyor musun? Ve ömrünü onu bekleyerek mi geçireceksin? Bu arada, hala bekleyenler var, dini vecibe gibiymiş gibi bekliyorlar.
Şimdi de görülecek bir yere çöp kutusunu bırakanlara seslenelim. İlk olarak, siz bir çöp kutusu değilsiniz! Bunu kendinize, namazdaki tesbih duası gibi tekrar edin. Bu bir fetva ya da tavsiye değildir ama otuz üç defa "Ben bir çöp kovası değilim" diyebilirsiniz. Şimdiden, Rabbim dualarınızı kabul etsin, amin. Çünkü bu tayfa, dua ehli olacak bir grup; bir fark etseler kendilerini
Durduğun yer ne kadar sağlam yapılmış küçük prens? Kendi inşa ettiğin yapı ne kadar sağlam inşa edildi. Peki o yapıyı sen mi inşa ettin?
Her insanın yolculuğu farklıdır, inanın buna. Ortak bir havuzun içinde olsak da aynı mesleklere sahip olsak da ırklarımız, dinlerimiz, cinsiyetlerimiz ya da tuttuğumuz takımlar aynı olsa da her birimizin yolculuğu mucizevi şekilde farklıdır.
Olimpiyatların bittiği şu günlerde inanılmaz anlara şahit olduk. Sevinçler, üzüntüler, milli gururlar, tek yürek hissedişler... Farklı farklı ülkelerden insanların tek bir amaç etrafında bir araya gelip mücadele edişlerine şahit olmanın mutluluğunu yaşamak olağanüstü bir durumdu adeta
Bir an için peygamberleri sadece herhangi bir dinin yol göstericisi olarak değil de günlük yaşantılarına baksak nasıl olurdu? Bunun kolay olduğunu söylemiyorum. İnananları küçük düşürmeye çalışanların argümanları geldiği zannına kapılıp hemen duygusal savunmaya geçmeyelim
“Her gün bir yerden göçmek ne iyi. Her gün bir yere konmak ne güzel. Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş. Dünle beraber gitti, cancağızım, Ne kadar söz varsa düne ait. Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.”
Hz Mevlana
Kimileri için Ege’de bir yaşamdır huzur, kimisi için yalnız kalmak. Kimisi için finansal özgürlük, kimisi için sağlıklı olmak. Kimisi için sevdikleriyle beraber yaşamaktır.
Bu hafta sağlıklı bir yaşam için yürümenin faydalarından bahsedeceğim. Hep kendini bil, hep içe yönel, neyim ben diye sor, gibi konuların senin için ne kadar sıkıcı ve anlamsız olduğunun farkındayım küçük prens.
"Hayatı sanki hiç veda etmeyecek gibi yaşama sanatı" diye bir ders olsa tam da şu anda yaşadığımız gibi olurdu sanırım.
Ne bu endişe, bu ne telaş değil mi küçük prens?
Geçenlerde bir video izledim sosyal medyada. Sürekli konuştuğumuz ve etrafında dolaştığımız bir mevzuda beni aydınlattı.
Son on beş günüme bakınca oldukça önemli geçtiğini gördüm.