VİRANEYE MİSAFİR OLMAK

VİRANEYE MİSAFİR OLMAK 
SEVAL YILMAZ 

Bütün o şatafatı, gereksizce rahatlığı, takılan cilalı maskeleri kenara bırakıp bir viraneye misafir olmak… 
İlk baştan eksilmiş görürsün kendini, çok yorulursun tamamlanmak adına. Normal şartlarda etrafını kuşatan, fakat bu ziyaretle alt üst olmuş o sahte konfor alanını burada da oluşturmak için kolları sıvarsın. 
Kendi kendine hayatındaki harika (?!) düzeni buraya taşımayı bir görev addedersin. 
Ev sahibinin tevekkül ve rahatlığına bir anlam veremezsin.
Her halükarda zariftir ve misafirperverliğini korur. Senin tüm hadsizliklerine gülümseyerek ve nazikçe karşılık verir. 
Sen ona ikram etmeye gittiğini zannederken onun seni şefkat ve cömertlikle sarıp sarmaladığını fark edersin. 
Anlarsın ki meğer onun sana değil, senin ona ihtiyacın varmış. 
Tok ağırlaması zordur derler ya, işte burada ağırlanmak en zoru iken ev sahibi yine de bütün olgunluğu ile senin asıl ihtiyacını anlayıp üstün sezgi gücüyle derinlerindeki çocuğu hisseder ve koşulsuzca kucaklamayı ihmal etmez. 
Birden senin için hayat kolaylaşıverir. 
O ana kadar sorun olarak gördüğün meseleler önemini yitirir ve tüm düğümler çözülüverir. Artık bu cömertçe ağırlanma ile sen de muhatabınla hemhâl olursun ve içini bu diyara ait olduğuna dair rahatlatıcı bir his kaplar. 
Sen de derinliklerinde bir virane barındırmaktaymışsın meğer. 
İncinme korkusuyla öylece yoksunluğa terk ederek görmezden geldiğin bir mabedmiş burası. Gözlerini kapatıp başını başka yöne çevirirsen yaralar iyileşir sanmışsın. 
Bir süre sonra durumu öyle bir içselleştirmişsin ki yaraların etrafını farkına varmadan kapkalın bir kabuk bağlamış. 
Bu misafirliğin getirdiği farkındalık ile bu kabuğu kırıp bir çırpıda kurtulmaya başlayabilirsin. 
Dünya da birbirimizden habersizce uğrayıp er ya da geç göçtüğümüz bir tür misafirhanedir. Bu süreç kimimiz için bir gün bile değilken kimimiz için onlarca seneyi ifade edebilir. 
Bu zaman dilimi dahilinde hangi gönülde ne şekilde konakladığımız ise oldukça mühim bir meseledir.  
Hayatında ilk defa gördüğün ve kaybetme korkusuyla kucağındaki minik kardeşine sımsıkı sarılmış bir kızın yitirdiği diğer kardeşinden bahsederken o güzel gözlerinden dökülmemek için direnen iki damla hüznün sana aşina geldiği oldu mu hiç? 
Gerçekleştirdiğiniz kısacık bir sohbet süreci sonunda sen içsel telaşınla panik yaşarken, muhatabının yaşına rağmen sergilediği bilgece olgunluk ve teslimiyeti karşısında ezildin mi? 
Sonra... kendini âniden teslim aldığın bu keder emanetini bağrına basmış ve sahiplenmiş olarak bulduysan... Sakin ol, korkma! zira bu durum son derece insanî.  
Şifalanma yolunda rotan hazinelere mâlik şu viraneye seni ulaştırdı ise pek kısmetlisin demektir. 
Haydi öyleyse çekinme, o küçük ve bilge kızdan tevekkülü öğrenmek için kendine biraz müsaade et.
 

Yazıyı Beğen :     1
Paylaş :

Yorumlar

2 Yorum

  1. Hatice Fahrunnisa 08-06-2023

    Çok ince duygularla yazılmış harika bir gözlemler. Teşekkür ederim . Kalemine yüreğine sağlık Seval YILMAZ.

  2. Seval Yılmaz 08-06-2023

    Zarif değerlendirmeniz için ben teşekkür ederim hocam❤️