NEFSİN KARA KUTUSU
Zaten en en büyük doluluk da en derin boşluğun kabulünden doğar. Boşluk bizim düşmanımız değil, bizlerle konuşan bir bilgedir. Onu dinle, doldurmaya çalışma.
Gözlem / İlim / Şahitlik
Zaten en en büyük doluluk da en derin boşluğun kabulünden doğar. Boşluk bizim düşmanımız değil, bizlerle konuşan bir bilgedir. Onu dinle, doldurmaya çalışma.
Modern çağda bitmek tükenmeyen istekler içinde, senden bir şey yapmanı
istediklerinde “şunları bunları biliyor musun?” diye soranların ve bakanların beklentileri ile
isteklerinin ne olduğunu kendilerinin bile bilmediği bir ortamdayız.
Allah’ın sonsuz kudreti, yaratılıştan kaderin işleyişine kadar her şeyde görünür. Aklımızın alamayacağı kadar ince , tahayyül edemeyeceğimiz derecede girift fakat bir o kadarda spesifik bir şekilde bu kudret kendini farkındalık sahibi olan iman etmiş kişilere her an hissettirir.
“Gönlünü dağıtırsan, her rüzgâr onu sürükler. Birlik olmazsa, güç de olmaz.”
(Mesnevî, II: 278)
AHLÂK-I HASENE erleri, kendisini kendiyle tüketmeyen insanların arasından çıkarlar. Onlar bilirler ki, iman ve ikrarla kendini kemale erdirmeyenler kendileriyle tükenip giderler.
Günümüz dünyasında sürekli olarak bize "duygularını yaşa" diye fısıldayan bir popüler psikoloji bombardımanı var. Ancak kimse, o duyguların direksiyona geçip hayatımızı bir uçurumdan aşağı sürmesi riskinden bahsetmiyor.
Şuurlu bir şekilde belki de ruhun ve bedenin bir çeşit sıfırlama, kendine gelme mekanizması ya da bir çeşit tuşu bu. Bu tuşu ilk kez burada açıklıyorum
Köşelerim vardı, hareketimi sınırlayan sivri köşeler… Herhangi bir istikamet bana yorucu göründüğünden, yönelmekle uğraşmaz; sabit durmayı tercih ederdim. Böylesi daha zahmetsiz ve keyifliydi.
Hepimiz, zaman zaman haklı olduğumuza inanmak isteriz. Eğri oturup doğru konuşalım. Belki de bu şekilde düşünerek kendimizi benliğimizin bütünlüğünü korumak, kararlarımızın doğruluğunu ispat etmek ve çevremiz üzerindeki etkimizi artırmak açısından güvenceye alırız.
Demek ki sen gemiyi yüzdürmek istemiyorsun, gemiyi yüzdüren kaptan gibi gözükmek istiyorsun. Anlayacağın, şov peşindesin.
İnanın çok yorucu işler. İşin tuhafı, bu geçici hayatı fazla önemseyip helak ediyorlar kendilerini. Çoğu insan kutsal metinlerdeki helak olan kavimleri okurken mit gibi, ütopya tadında okuyor. Ve sadece motamot ismi geçen kişileri ve mekânları direkt ilişkilendirerek algılıyor. Aslında muhakeme yapamıyor; “Bunun benimle ne alakası var?” sorusunu soramıyor
İnsanın nefsi çok garip; hep bir alternatif buluyor. Her şeyi bilen ve haklı görünen tarafta olmayı seçen kudretli bir yanı var.
Madem ölüm aylarına girdik, birinin ölmesini bekleyeceğine seni engelleyen hırslarından, duygularından başlasana. Kendi Azrail’in olsana. Tek tek yakala, kes başını küçük prens.