YALNIZ KAHRAMAN “MÜHİM MEN”İN GÜNLÜĞÜ
Benim zihnim makroekonomik dengeler, jeopolitik stratejiler ve memleketin bu darboğazdan nasıl kurtulacağı gibi mühim meselelerle -sahne arkasında- meşgulken, kalkıp bir fatura kuyruğunda vakit mi kaybedecektim?
Gözlem / İlim / Şahitlik
Benim zihnim makroekonomik dengeler, jeopolitik stratejiler ve memleketin bu darboğazdan nasıl kurtulacağı gibi mühim meselelerle -sahne arkasında- meşgulken, kalkıp bir fatura kuyruğunda vakit mi kaybedecektim?
Kendisi evrenin adeta sabah metrobüsünü kaçırmamak için koşturan memur kılıklı kâtibidir. İşte bu hızlı ve öfkeli kâtibin yeryüzündeki izdüşümü niteliğinde bazı insanlar vardır ki; onlar tam anlamıyla düşler ülkesinin o sağı solu belirsiz, nev-i şahsına münhasır "gelgit akıllı" sakinleridir.
Budist rahipleri bile tapınağa ulaşmak için tırmandıkları yolda sadece sayısız basamaklar beklemiyor artık. Ne yana baksalar; yanıp sönen ışıklar, gözlerinin önüne ard arda perde gibi inen rengarenk pencerecikler ve kulaklarından girip zihinleri allak bullak ederek âdetâ düşünceleri uyuşturan bir hengâme. Bir adım ötesini dahî arzulayan herkesin başına belâdır bu durumlar.
Karşımda, tozun ve dumanın içinden bana bakan bir çift göz vardı. Ama bu gözler bir heykele ya da bir düşmana ait değildi. Kristal bir berraklıkla parlayan devasa bir ayna, az önce ektiğim tüm o kibri, korkuyu, kıskançlığı ve öfkeyi yüzüme çarpıyordu.
Öyle bir deryadır ki bu; Ömrünü gaflet üzere yaşayan dahi içine gark olduğunda, Büyük bir hayranlıkla, hem de tam oracıkta Kendini şükür secdesinde buluverir.
Köşelerim vardı, hareketimi sınırlayan sivri köşeler… Herhangi bir istikamet bana yorucu göründüğünden, yönelmekle uğraşmaz; sabit durmayı tercih ederdim. Böylesi daha zahmetsiz ve keyifliydi.
Öfkeni gözlerinden okudum. Şiddetin, fırlattığın nefret okları ile her yöne sirayet edip adeta ortalığı ateşe veriyordu. Ne kadar da haklıydın değil mi? Doğru ya; mazeretin var, muhatabın bir “öteki” idi.
Evet nihayet seni ve değerini fark ettim.
Geç de olsa her bir yarayı tek tek açıp iyilikle ve koşulsuz sevgi ile tedavi etmeye niyetlendim.
İksir peşinde şaşkın bir şekilde koşarken perişan olmuş kişi! Ne biriktirip durdun bugüne kadar; akçe, gayrı menkul ya da basamak basamak tırmandığın makam mevkî mi??... Vuslata vesile değilse hangi tutku sana yâren olabilir ki...
İslamiyet öncesi Mekke hayatında hâkim olan ve "cahiliye dönemi “olarak adlandırılan süreci hatırlayalım istiyorum biraz.
Bu konudan bahsedildiğinde gözlerimizi sonuna kadar açıp, şaşkın ve kınayan bakışlarla dinledik hep anlatıcıyı. Nasıl bir cehalet haliydi ki bu insanlar kendi yaptıkları heykellere tapıyordu ve bu şekilde Allah'tan başkasını ilah ediniyordu.
İmalatta kullanılan hammadde bakımından ve biçimsel olarak birbirinden çok farklı iki nesne; kavanoz ve kapağı. Ayrı ayrı incelendiklerinde alakasız gibi görünen bu iki nesne, ancak buluştuklarında mantıklı bir iş birliğini ifade eder. Biri olmadan diğeri bir işe yaramaz.
Muhtemeldir ki başlığı görür görmez aklınıza hemen 7’den 70'e geniş hayran kitlesine sahip bir çizgi roman kahramanı “Örümcek Adam" gelmiştir. Hatırlamayanlar için kısa bir özet.
İnsanın dünyaya geldiğinde yazılmaya hazır beyaz bir sayfa gibi tertemiz olduğu söylenir hep.
Yemin olsun kuşluk vaktine,
Ve sükûna erdiğinde geceye,
“Issız bir adada yalnız kalacak olsan yanına alacağın üç şey nedir?”
Hayatının her alanında ve her köşe başında sana referans olacak ayrı ayrı birer yol anahtarı ile doğdun.