AH BU HAVALAR
Son zamanlarda yaşadığımız havanın ne yapmaya çalıştığını bir türlü çözemediğimiz, bizi halden hale sokan gel gitli bipolar durumu karşısında ne yapacağımızı şaşırdık
Gözlem / İlim / Şahitlik
Son zamanlarda yaşadığımız havanın ne yapmaya çalıştığını bir türlü çözemediğimiz, bizi halden hale sokan gel gitli bipolar durumu karşısında ne yapacağımızı şaşırdık
Sülükler ne muazzam hayvanlar değil mi?
“Sizin dininiz size, benim dinim banadır.” Kâfirun,6
Hayata karşı bakış açımız dar ve genellikle evrensel olmaktan çok uzak. Bize öğretilen bilgiler ve kodlamalar bunun olmasını büyük ölçüde engelliyor maalesef.
Adını Roma Tanrısı Merkür’den alan bu gezegen Güneşe en yakın kara gezegenidir.
Ahiret inancı toplumsal ve bireysel açıdan problemli bir alana oturtmuşuz maalesef.
Şimdi başlığı neden böyle attım işine gelirsek putlarımızın sayısı o kadar fazla ki somut ve özellikle soyut olanı göz önüne alınca insan hakikaten ürküyor
İnsanın aldatma ihtiyacının heyecan eksikliğinden olduğunu söylüyor uzmanlar.
Ay ne enteresan değil mi?
Adeta bir ütopya kuruyordum zihnimde yaşantım ve etrafım öyle olsun diye… Üstelik de, kimsenin anlamadığı, duvarlarla çevrili bir dünya düşleyerek inşa ederken “kendi zindanının banisi” olmanın saçma mutluluğu içinde
Sisli bir gecede yalnızca baktığım yeri görebiliyordum.
Ya göremediklerim?
Beni umursuyor muydu?
Hiç zannetmiyorum ya da öyle avutuyorum kendimi.
Umutla yürümek benim elimde değil mi aydınlığı ve karanlıkları avucunda tutan sevgili
Birçok insanın sık sık yaşadığı, bazılarında ise kronik olarak devam eden bir sağlık problemi bu.
Korkuyorum.
Nedenini bilmeden…
Bazen zor zamanlardan geçersin.
Tarif etme hususunda da çok zorlanırsın.
Genelde tasavvufla ilgilenmeye başladığımızda bizden ne götürecekleri ile ilgili değil de neler kazandıracağıyla ilgileniriz. Bunun tam tersi olması lazım oysa ki.
Hafızam beni yanıltmıyorsa 1840’larda bir bahar günüydü. Ney sesleri tatlı tatlı mırıldanmalardaydı. Galata Mevlevihânesinin bahçesinde kuşlarda bu kadim diyarın seslerine ayak uydurmuş bir haldeyken Dede Efendi ile karşılaştık. Hani “Bizim Dede” biliyorsunuz işte o. Yoksa bilmiyor musunuz? Nasıl yani O’nu tanımayan mı var?